|
Vahit Yaşar AKIN
Gelir Uzmanı
yasarakin@yahoo.com
VERGİ HUKUKUNDA PİŞMANLIK
VE ISLAH MÜESSESESİ
I.GİRİŞ
Ülkemizde
vergilemede beyan usulü ile tarhiyat, ikmalen tarhiyat,
resen tarhiyat ve düzeltme yoluyla tarhiyat olmak üzere
çeşitli tarhiyat usulleri kabul edilmiştir. Bu
usullerden günümüzde en çok kabul göreni modern
vergicilik anlayışının bir gereği olan “beyan usulü ile
tarhiyat”tır. Bu usul mükellefin elde ettiği geliri en
iyi kendisinin bileceği ve mükellefe güven anlayışıyla
kabul edilmiştir. Diğer vergileme usullerinde olduğu
gibi bu usulün de uygulanması sırasında bazı vergisel
uyuşmazlıklar çıkabilmektedir.
Bu
uyuşmazlıklar; “yargısal” ve “idari” aşamalarda çözüme
kavuşturulmaya çalışılmaktadır. Yargı aşamasında
mükellefler, vergi ile ilgili uyuşmazlıklarını “Vergi
Mahkemeleri, Bölge İdare Mahkemeleri ve Danıştay” olmak
üzere bu işlerle görevli yargı kurumları aracılığıyla
çözmektedirler. İdari aşamada ise vergisel uyuşmazlıklar
yargı yoluna gitmeden önce idari aşamada
çözümlenmektedir.
213 sayılı Vergi
Usul Kanunu’nda idari çözüm yolları olarak; uzlaşma,
cezalarda indirim, hata düzeltme, pişmanlık ve ıslah
müesseseleri düzenlenmiştir.
İşte pişmanlık ve
ıslah müessesi; beyana dayalı vergilerin tarh aşamasında
vergi ziyaı cezasını gerektiren kanuna aykırı
hareketlerini ilgili makamlara kendiliğinden dilekçe ile
haber veren mükelleflere belli şartlar altında ceza
kesilmemesini sağlayan idari bir çözüm yoludur.
II. TARİHSEL GELİŞİMİ
Pişmanlık ve ıslah
müessesesine ilk olarak 1950 yılında yürürlüğe giren
5432 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 348.maddesinde yer
verilmiştir. Yapılan bu düzenleme ile vergi gelirlerinde
artış planmış ancak planlananın aksine vergi azalışları
yaşanmıştır. Bunun sonucu olarak 1951 yılında yürürlüğe
konulan 5815 sayılı Kanunla pişmanlık müessesi
yürürlükten kaldırılmıştır. Daha sonrasında ise 6094
sayılı Kanun’la tekrar uygulamaya konulmuştur. Bu
Kanun’la “hileli vergi suçu” da pişmanlık ve ıslah
kapsamına alınmış ve aynı zamanda %2 oranında pişmanlık
zammı da kabul edilmiştir.
Daha sonra
pişmanlık ve ıslah müessesi ile ilgili olarak vergi
mevzuatında aşağıdaki değişiklikler yapılmıştır;
a)1980 yılında
kabul edilen Kanun ile Emlak Vergisi’nde “pişmanlık
hükümlerinin uygulanamayacağı” hükmü getirilmiştir.
b)1981 yılında
kabul edilen 2455 sayılı Kanun ile de “hileli vergi
suçu” ibaresi kaldırılmıştır.
c)Oranı %2 olarak
belirlenen pişmanlık zammının günün ekonomik
koşullarında düşük bulunup, 6183 sayılı Kanun’da
düzenlenen gecikme zammı oranıyla paralel olarak artması
sağlanmıştır.
d) 1999 yılında
uygulamaya konulan 4369 sayılı Kanun ile pişmanlık ve
ıslah müessesesi yeniden düzenlenerek günümüzdeki
şeklini almıştır.
III. HUKUKİ NİTELİĞİ :
213 sayılı Vergi
Usul Kanunu’nun 371.maddesinde düzenlenen pişmanlık ve
ıslah müessesesi hukuki niteliği itibariyle vergi
ihtilaflarının çözümünde “idari bir yol” olarak kabul
edilmektedir. Bununla vergi kanunlarını bilerek ya da
bilmeyerek çeşitli şekillerde ihlal eden mükelleflere
belli şartlara uymak kaydıyla ve pişmanlıkla beyanlarını
düzeltme imkanı sağlanmaktadır. Bir başka ifadeyle;
henüz doğmamış ancak doğması ihtimali bulunan potansiyel
nitelikteki ihtilaflar mükellefin beyanıyla sona
ermektedir.
Pişmanlık ve
ıslah müessesesi ile Kanuna aykırı hareketlerini ilgili
makamlara, kendiliğinden dilekçe ile bildiren
mükelleflere vergi ziyaı cezası kesilmemekte, yalnız
vergi aslı ile birlikte “pişmanlık zammı” adı altında
gecikme faizi talep edilmektedir. Vergi mükelleflerinin
yanında vergi sorumluları da vergi ziyaına yol açan
fiile iştirak ve yardım edenler ile bu fiili teşvik
edenler de bu hükümden yararlanacaktır. Bunun yanında
pişmanlık talep edilmesi, vergi ziyaı cezası kesilmeden
kesilecek olan usulsüzlük ve özel usulsüzlük cezalarının
kesilmesini engellemeyecektir.
IV.KAPSAMI :
Pişmanlık ve
ıslah müessesesi; 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun
371.maddesinde düzenlenmiştir. Bu madde hükmüne göre
“Beyana dayanan vergilerde vergi ziyaı cezasını
gerektiren (360.maddede yazılı iştirak şeklinde
yapılanlar dahil) kanuna aykırı hareketlerini ilgili
makamlara kendiliğinden dilekçe ile haber veren
mükelleflere aşağıda yazılı kayıt ve şartlarla vergi
ziyaı cezası kesilmez.” denilmektedir. Bu şartlar
şunlardır;
a) Mükellefin
Haber Verme Dilekçesinden Önce Bir Muhbir Tarafından
Herhangi Bir Resmi Makama İhbarda Bulunulmamış Olması
Pişmanlık ve
ıslah müessesinin uygulanabilmesinin ilk şartı;
mükellefin vergi ziyaına yol açtığına dair kanuna aykırı
hareketiyle ilgili pişmanlık dilekçesi vermeden önce bir
muhbir tarafından herhangi bir resmi makama dilekçe ile
ya da şifai beyanı tutanakla belgelendirilmek suretiyle
ihbarda bulunulmamış olunması gerekmektedir. Muhbirin
dilekçe ve tutanağı o resmi makam tarafından kayıt
altına alınırsa mükellef, pişmanlık ve ıslah
hükümlerinden yararlanamayacaktır. Burada özellik arz
eden 2 durum bulunmaktadır;
-Kanuna aykırı
olayın mükellefin bizzat kendisi tarafından
kendiliğinden bir dilekçe ile haber verilmesi
gerekmektedir.
-Muhbir
tarafından yapılacak ihbarın sadece mükellefin bağlı
olduğu vergi dairesine yapılması gerekli değildir, bu
ihbar herhangi bir resmi makama da yapılabilecektir.
b)Haber Verme
Dilekçesinden Önce Vergi İncelemesine ve Takdir
Komisyonuna Başvurulmamış Olunması
Mükellefin
haber verme dilekçesinin yetkili memurlar tarafından
mükellef nezdinde herhangi bir vergi incelemesine
başlandığı veya olayın takdir komisyonuna intikal
ettirildiği günden önce verilmiş ve kayıtlara geçirilmiş
olması gerekmektedir. Burada özellik arz eden 2 durum
bulunmaktadır;
- Mükellefin
haber verme dilekçesinden önce vergi incelemesine
başvurulması halinde mükellef, pişmanlık ve ıslah
hükümlerinden yararlanamayacaktır. Burada önemli olan
vergi incelemesinin konusu değil, incelemeye başlanılmış
olmasıdır.
-Mükellefin
haber verme dilekçesinden önce Takdir Komisyonuna
başvurulması halinde ise, yalnızca Takdir Komisyonuna
gönderilen olay için pişmanlık talebinde
bulunulamayacaktır.
c)Hiç Verilmemiş
Olan Vergi Beyannamelerinin Mükellefin Haber Verme
Dilekçesinin Verilmesinden İtibaren 15 Gün İçinde
Verilmesi :
Hiç
verilmemiş olan vergi beyannamelerinin haber verme
dilekçesinin verilmesinden itibaren 15 gün içinde bağlı
olunan Vergi Dairesine verilmesi gerekmektedir. Aksi
halde pişmanlık hükümlerinden yararlanılmayacaktır.
d)Eksik veya
Yanlış Yapılan Vergi Beyanının Mükellefin Haber Verme
Tarihinden İtibaren Başlayarak 15 Gün İçinde
Tamamlanması veya Düzeltilmesi :
Mükellefin
pişmanlık ve ıslah hükümlerinden yararlanabilmesi için,
eksik veya yanlış yapılan vergi beyanının mükellefin
haber verme tarihinden itibaren başlayarak 15 gün içinde
tamamlanması veya düzeltilmesi gerekmektedir.
e)Mükellefin
Haber Verme Tarihinden İtibaren 15 gün içerisinde
Verginin ve Pişmanlık Zammının Ödenmesi :
Mükellefçe
haber verilen ve ödeme süresi geçmiş bulunan vergilerin,
ödenmenin geciktiği her ay kesri için, 6183 sayılı Amme
Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun’un
51.maddesinde belirtilen nispette uygulanacak gecikme
zammı oranında bir zamla birlikte (pişmanlık zammı)
haber verme tarihinden itibaren başlayarak 15 gün içinde
ödenmesi gerekmektedir. Aksi halde mükellef, pişmanlık
ve ıslah hükümlerinden yararlanamayacaktır.
Pişmanlık Zammı :
213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun
371.maddesinde düzenlenmiş olup, ödemenin geciktiği her
ay ve kesri için gecikme zammı oranında hesaplanan
zamdır. Pişmanlıkla beyan edilen ve ödeme süresi geçmiş
olan verginin normal vade tarihi ile ödendiği tarihte
(ay kesri dahil) geçen ay sayısı ile o dönem için
geçerli olan gecikme zammı oranının çarpılmasıyla elde
edilen tutar, pişmanlık zammı miktarını vermektedir.
Nitekim bu konuda verilen bir özelgede, pişmanlık
zammının günlük olarak hesaplanmasına imkan bulunmadığı,
ay kesirleri için de aylık gecikme zammı oranında
hesaplanmasının uygun olduğu yönünde görüş
bildirilmiştir.
Pişmanlık zammı
hukuki niteliği itibariyle; belirli bir süre içerisinde
vergi aslı ile birlikte ödenen pişmanlık zammı ceza
mahiyetinde olmayıp, vergi idaresine geç ödenen vergi
dolayısıyla bu vergi üzerinden alınan bir faiz
niteliğindedir.
2006/10302 sayılı
Bakanlar Kurulu Kararı ile 21.04.2006 tarihinden
itibaren gecikme zammı oranı yıllık %30 (aylık %2,5)
olarak belirlendiğinden pişmanlık zammı da aynı oranda
uygulanacaktır.
Ayrıca pişmanlık
ve ıslah müessesesi ile ilgili olarak;
- Sadece beyana
dayalı vergilerde uygulanabilir.
-Vergi
kanunlarının ihlali nedeniyle vergi ziyaı meydana
gelmemiş ise, pişmanlıktan yararlanılamaz.
-Pişmanlık
talebinin bir dilekçe ile bildirilmesi gerekir.
V. UYGULANMASI :
1.Pişmanlık ve
Islah Müessesesinin Uygulanabileceği Vergiler:
213 sayılı Vergi
Usul Kanunu’nun 371.maddesine göre pişmanlık uygulaması
sadece beyana dayanan vergiler için söz konusu
olmaktadır. Bu vergiler şunlardır;
a)Gelir Vergisi,
b) Kurumlar
Vergisi,
c) Katma Değer
Vergisi,
d)Özel Tüketim
Vergisi,
e) Veraset ve
İntikal Vergisi,
f)Banka ve
Sigorta Muameleleri Vergisi.
2.Pişmanlık ve
Islah Müessesesinin Uygulanamayacağı Vergiler:
a)Gümrük
Vergisi:
213 sayılı Vergi
Usul Kanunu kapsamına girmeyen Gümrük Vergisinde
pişmanlık ve ıslah müessesesi uygulanamayacaktır.
b)Emlak
Vergisi:
213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun
371.maddesinde yer alan açık hükme göre Emlak
Vergisi’nde pişmanlık ve ıslah müessesine
başvurulamayacaktır.
3.
Pişmanlık ve Islah Müessesesinin Uygulanacağı Vergi Suçu
ve Cezaları :
a)Vergi
Ziyaı Suçu ve Cezası:
Vergi ziyaı suçu
ve cezası; 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 341.
maddesinde düzenlenmiştir. Bu madde hükmüne göre;
mükellefin
veya sorumlunun vergilendirme ile ilgili ödevlerini
zamanında yerine getirmemesi veya eksik yerine getirmesi
durumunda vergi ziyaı suçu ortaya çıkmaktadır.
213 Sayılı Vergi
Usul Kanunu’nun 371.maddesinde düzenlenen
pişmanlık ve
ıslah müessesesinin temelinde; gerçekleşmesi vergi ziyaı
koşuluna bağlı bir vergi ziyaı suçunun olması da yer
almaktadır. Bu hükme göre; pişmanlık ve ıslah durumunun
söz konusu olması için gerçekleşmesi vergi ziyaı
koşuluna bağlı bir vergi suçunun ortaya çıkması
gerekmekte olup, herhangi bir vergi ziyaı suçu
oluşmamışsa pişmanlık ve ıslahtan söz edilemeyecektir.
Ayrıca; pişmanlık ve ıslah
uygulamasında pişmanlık yoluyla vergi kanunlarına aykırı
fiiller ortadan kalkmamakta sadece buna bağlı vergi
ziyaı cezaları uygulanmamaktadır.
Sonuç olarak
pişmanlık ve ıslah müessesesi vergi ziyaına bağlı
suçları önlemektedir. Vergi kanunlarına aykırı
hareketler sonucu vergi ziyaı suçu oluşmamışsa,
pişmanlık ve ıslah müessesesinde de
yararlanılamayacaktır.
b)Kaçakçılık Suçları ve Cezaları :
Vergi kaçakçılığı suç ve cezaları,
213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 359. maddesinde
düzenlenmiştir. Bu madde hükmüne göre kaçakçılık
suçları ve cezaları şunlardır;
“a)
Vergi kanunlarına göre tutulan veya düzenlenen ve
saklanma ve ibraz mecburiyeti bulunan;
1) Defter ve kayıtlarda hesap ve muhasebe
hileleri yapanlar, gerçek olmayan veya kayda konu
işlemlerle ilgisi bulunmayan kişiler adına hesap açanlar
veya defterlere kaydı gereken hesap ve işlemleri vergi
matrahının azalması sonucunu doğuracak şekilde tamamen
veya kısmen başka defter, belge veya diğer kayıt
ortamlarına kaydedenler,
2) Defter, kayıt ve belgeleri tahrif
edenler veya gizleyenler (varlığı noter tasdik kayıtları
veya sair suretlerle sabit olduğu halde, inceleme
sırasında vergi incelemesine yetkili kimselere defter ve
belgelerin ibraz edilmemesi gizleme demektir.) veya
muhteviyatı itibariyle yanıltıcı belge düzenleyenler
veya bu belgeleri kullananlar (Muhteviyatı itibariyle
yanıltıcı belge, gerçek bir muamele veya duruma
dayanmakla birlikte bu muamele veya durumu mahiyet veya
miktar itibariyle gerçeğe aykırı şekilde yansıtan
belgedir.),
Hakkında altı aydan üç yıla kadar hapis
cezası hükmolunur.
Hükmolunan hapis cezasının para cezasına
çevrilmesinde, hapis cezasının her bir günü için, sanayi
sektöründe çalışan 16 yaşından büyük işçiler için hüküm
tarihinde yürürlükte bulunan asgari ücretin bir aylık
brüt tutarının yarısı esas alınır ve hükmolunan bu para
cezası ertelenemez.
b) Vergi kanunları uyarınca tutulan veya
düzenlenen ve saklanma ve ibraz mecburiyeti bulunan;
1) Defter, kayıt ve belgeleri yok edenler
veya defter sahifelerini yok ederek yerine başka
yapraklar koyanlar veya hiç yaprak koymayanlar veya
belgelerin asıl veya suretlerini tamamen veya kısmen
sahte olarak düzenleyenler veya bu belgeleri kullananlar
(Sahte belge, gerçek bir muamele veya durum olmadığı
halde bunlar varmış gibi düzenlenen belgedir.),
2) Belgeleri Maliye Bakanlığı ile
anlaşması olmadığı halde basanlar ile sahte olarak
basanlar veya bu belgeleri kullananlar,
Hakkında on sekiz aydan üç yıla kadar
ağır hapis cezası hükmolunur.
371 inci maddedeki pişmanlık şartlarına
uygun olarak durumu ilgili makamlara bildirenler
hakkında bu madde hükmü uygulanmaz.
Kaçakçılık suçlarını işleyenler
hakkında bu maddede yazılı cezaların uygulanması 344
üncü maddede yazılı vergi ziyaı cezasının ayrıca
uygulanmasına engel teşkil etmez.”
213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun
371.maddesindeki şartların yerine getirilmesi durumunda,
yine Vergi Usul Kanunu’nun 360.maddesinde belirtilen
kaçakçılık suçlarına iştirak cezaları da
uygulanmayacaktır.
VI. ÖZELLİK ARZEDEN DURUMLAR :
1.Pişmanlıkla Verilen Beyannamelerde
İhtirazi Kayıt Uygulanması Durumu :
213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun
378. maddesinde, mükelleflerin beyan ettikleri matrahlar
ve bu matrahlar üzerinden tarh edilen vergilere karşı
dava açamayacakları belirtilmiş olup, vergi hatalarına
dair hükümler saklı tutulmuştur. Bunun bir diğer
istisnasını da ihtirazi kayıtla verilen beyannameler
oluşturmaktadır.
İhtirazi kayıt; mükelleflerin
vergi dairesine verecekleri beyannamelere, beyan edilen
matrah veya vergi hakkında dava haklarının saklı
tutulması için yazılı not düşmeleridir.
İhtirazi kayıt ile ilgili vergi
mevzuatımızda açıklayıcı bir hüküm bulunmamaktadır.
Ancak 2577 sayılı İdari Yargılama Usul Kanunu’nun
“Yürütmenin Durdurulması” başlıklı 27/3.maddesine göre “Vergi
mahkemelerinde, vergi uyuşmazlıklarından doğan davaların
açılması, tarh edilen vergi, resim ve harçlar ile
benzeri malî yükümlerin ve bunların zam ve cezalarının
dava konusu edilen bölümünün tahsil işlemlerini
durdurur. Ancak, 26 ncı maddenin 3 üncü fıkrasına göre
işlemden kaldırılan vergi davası dosyalarında tahsil
işlemi devam eder. Bu şekilde işlemden kaldırılan
dosyanın yeniden işleme konulması ile ihtirazı kayıtla
verilen beyannameler üzerine yapılan işlemlerle tahsilat
işlemlerinden dolayı açılan davalar, tahsil işlemini
durdurmaz. Bunlar hakkında yürütmenin durdurulması
istenebilir.”
denilerek ihtirazi kayıt uygulamasına yer
verilmiştir.
Pişmanlık yoluyla verilen
beyannamelerde “ihtirazi kayıt” uygulaması tartışmalı
bir konudur. Bu konuda idare tarafından verilen
özelgelerde pişmanlıkla verilen beyannamelerin ihtirazi
kayıtla verilemeyeceği belirtilmiştir. Bu konuyla ilgili
verilen yargı kararlarında ise, pişmanlıkla verilen
beyannamelerin de ihtirazi kayıtla verilebileceği
konusundaki görüş yaygınlık kazanmaya başlamıştır.
2.Pişmanlıkla Verilen
Beyannamelerde Usulsüzlük ve Özel Usulsüzlük Cezası
Uygulanması :
Mükellefin pişmanlık talebinin
kabul edilmesi vergi ziyaı ve buna bağlı cezaların
kaldırılmasını sağlasa da usulsüzlük ve özel usulsüzlük
cezası kesilmesini engellemeyecektir.
Zamanında verilmeyip kanunda
belirtilen süreden sonra verilen beyannameler için
birinci derece usulsüzlük cezası uygulanması
gerekmektedir.(VUK md.352) Nitekim bu konudaki Danıştay
kararları da aynı doğrultudadır.
3.Pişmanlıkla Verilen
Beyannamelerde Zarar Beyan Edilmesi Ya da Vergiye Tabi
Matrah Ortaya Çıkmaması Durumu :
Bu konuda 238 seri nolu Vergi Usul
Kanunu Genel Tebliği’nde açıklanmıştır. Bu Tebliğ’deki
hükümlere göre; pişmanlıkla verilen beyannamelerde zarar
beyan edilmesi ya da ödenecek vergi çıkmaması halinde
pişmanlık talebinin kabul edilmeyeceği, iki kat birinci
derece usulsüzlük cezası uygulanacağı ve gerek görülmesi
halinde mükellefin incelemeye sevk edilebileceği
belirtilmiştir. Ancak bu konuda Danıştay tarafından
verilen çeşitli kararlarda zarar beyan edilmesi ya da
vergiye tabi matrah ortaya çıkmaması durumlarında
pişmanlık ve ıslah hükümlerinden yararlanılabileceği
belirtilmiştir.
VII. ÖRNEK DİLEKÇE :
Pişmanlık talebine ilişkin örnek
dilekçe şekli aşağıdadır;
............... VERGİ
DAİRESİ MÜDÜRLÜĞÜ'NE
...............
Dairenizin .................................... vergi
kimlik numarasında kayıtlı .................... vergi
mükellefiyim.
...................... dönemine ilişkin
...................... beyannamesini yasal süresi içinde
dairenize veremedim. İlişikte sunulan beyannamenin 213
sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 371.maddesine göre
kabulünü arz ederim. ... / .. /....
Adı - Soyadı
İmza
ADRES :
..........................................
..........................................
..........................................
Eki : ….. Adet …………………..
Vergi Beyannamesi
VIII. SONUÇ
Pişmanlık ve Islah Müessesesi;
Vergi Hukukumuzda “iyi niyetli” mükelleflerin kanuni
ödevlerini yerine getirebilmeleri amacıyla kabul edilmiş
bir müessesedir. Bu müessesesi ile; herhangi bir
sebeple vergi kanunlarına aykırı olarak vergi ziyaına
yol açan mükelleflerin, vergi idaresi tarafından haber
alınmadan ve işlem yapılmadan bu durumu kendiliğinden
vergi idaresine bildirmelerine imkan tanınmıştır.
Pişmanlık ve ıslah müessesi;
doktrinde bazı yazarlarca istismara yol açtığı için
eleştirilmesine rağmen vergi ihtilaflarının yargıya
taşınmadan idari aşamada çözümlenmesi konusunda önemli
bir işlev görmektedir.
YARARLANILAN KAYNAKLAR
1. AKDOĞAN, Abdurrahman: Türk Vergi
Sistemi ve Uygulaması, Gazi Kitabevi, Ankara, 2006
2.IŞIK, İsmail-TOPAÇ, Selimhan :
“Pişmanlık ve Islah Kurumunun Tarihsel Süreç İçinde
İncelenmesi”, Vergi Dünyası Dergisi, Sayı:300, Ağustos
2006
3.DÖNMEZ, Recai : “Pişmanlık ve Islah
Kurumunun İşlerliğine Yönelik Kuramsal Tartışmalar ve Bu
Kurumun Hukuki Niteliği” Vergi Dünyası Dergisi,
Sayı:157, Eylül 1994
4. SEVİĞ, Veysi; “Pişmanlıkla Verilen
Beyannamelere İhtirazi Kayıt Konulması”, Yaklaşım
Dergisi, Sayı:120, Aralık-2002, s.44.
5.GÖKÇE, Can Ender :”Vergi Hukukumuzda
Pişmanlık Müessesesi ve İşleyişi”, http://www.vergidegundem.com/publication_paper.asp?publication_paper_id=380&page_id=2
6.AYDIN, Ünal :”Pişmanlık ve Islah”,
Vergi Dünyası Dergisi, Sayı:1, Eylül 1983
|